Murakami’den yazarlık dersi

Murakami, İmkânsızın Şarkısı’nda şöyle yazar: “Çok zaman önce, henüz gençken ve anılarım tazeyken, olan biteni anlatmayı birkaç kez denedim. Ama, o dönemde bunu yapamadım bir türlü. Biliyordum, ilk satırı yazabilseydim gerisi kendiliğinden gelecekti, ama başaramıyordum bu ilk satırı yazmayı. Her şey fazlasıyla belirgindi, açıktı ve nereden başlayacağımı bilmiyordum. Nasıl bir harita, aşırı ayrıntılı olduğunda pek […]

Ankara’da bu cumartesi yazmak için okumaya başlıyoruz!

“Tersine Mühendislik: Yazmak için Okumak” atölyesi.  Ankara’da beklenen hafta sonu grubu açılıyor. 18 Kasım cumartesi günü ilk buluşmamızı gerçekleştiriyoruz. Detaylı bilgi ve kayıt için info@belizgucbilmez.com adresine mail atabilirsiniz. 11:00-13:00 arası altı hafta boyunca buluşuyoruz. Yazarların en “gizemli” meslek sırrını keşfedip, yazmanın teknik yanını konuşuyoruz. Evet, herkes yazabilir!

Karnımdan yazdım bunu… Quignard için

  İlk kez yaslıyorsun karnını bir tambura. Tele dokunan mızrabın çıkardığı ses, içorganlarının arasındaki boşlukta yankılanıyor. Sana kendi iç boşluğunu duyuran tambura, acemi bir hevesle eğilmen bundan. Tamburun dışa doğru değil de içe doğru çalışındaki gösterişsiz kendindelik, bilgeliği çoğaltır sanıyorsun. Öyle olsun istiyorsun.   Müzik senin neyin oluyor? Sokakta bulunup eve alınmış kedin mi? Kalbin […]

Sahne direktifi: Oyuncunun tarih-i kadimi

Soruldu, “kalu bela” “evet dediler”  ve bilmediler neye evet dediklerini kimbilir neredeydi akılları Rumi’nin dediği gibi. Sahne gözü acıtmayacak kadar karanlıktır. Kişiliksiz değil de birine atfetmenin güç olduğu gayrişahsî bir ses; sahnenin “üzerine konuşur”   Biz seni bir kan pıhtısından yarattık. Demek ki “kan var bütün kelimelerin altında” Ve bir düşünce tortusundan. Andolsun ki, biz […]

Kör Kâtip Tiyatrosu “Yapmamayı tercih ederdim” Bartleby

Bir zamanlar Kör Kâtip diye bir internet sitesi yaratmıştık. Biraz manifestik bir dille, işin içine Bartleby’i katarak, ne yapmak istediğimizi anlatmıştım. Yazının sonunda da bir Bartleby videosu var.     “Yapmamayı tercih ederdim” Bartleby Deleuze şu meşhur “yapmamayı tercih ederdim”in bir formül olduğunu; “bartleby formülü” olduğunu söylediği o güzelim yazısında formülün gücünü su berraklığı ile […]

Atölyede ne yapıyoruz?

Yazarlık ya da teknik okuma atölyeleri, en genelde bayıldığımız yazarların o yazdıklarını nasıl yazdıkları ile ilgileniyor. Hikâye ile olay dizisi arasındaki farka odaklanıyor, anlatıcı seslerle, anlatı zamanı ile, yapısal tekrarlarla bir öykünün içerdiği bütün unsurların nasıl olup da bir arada durabildiğine bakıyor. Benim de atölyeler sırasında keşfettiğim, bütün hikâye etmelerin (romanda, öyküde, tiyatroda ve sinemada) […]

Umberto Eco kütüphanesinde bir kitabı nasıl buluyor?

Umberto Eco son verdiği röportajlarından birinde, fazla verimli olmanın o kadar da matah bir şey olmadığını hatırlatmış. “Her yıl bir roman çıkaran romancılığın” ona göre olmadığını söylemiş, çünkü “insan bir hikâye anlatmak için yedi, sekiz sene uğraşmanın tadını kaybedebilir.” Kameranın Umberto Eco’yu takibi sırasında, iki şey dikkatimizi çekiyor; raflar raflar boyunca yürümesi ve raflarda çoğu […]

Roman karakteri bir insanın taklidi değildir.

“ Kurmaca bir varlıktır çünkü. Taklit ile temsil arasındaki farkı düşünmek gerek; taklit bütünüyle fiziksel bir benzerliği içerir, temsil ise bir soyutlama, bir toplamdır. Kurmacanın asıl karakterini veren temsilî niteliktir. Kundera ile birlikte soralım öyleyse; “Don Quijote’yi canlı bir varlık olarak düşünmek imkânsızken, nasıl olup da belleğimizde okuduğumuz bütün karakterlerden daha canlı olabilir?”