yazarlık atölyesi işe yarar mı?

Evet! Fakat boyundan büyük işlere kalkışmazsa.Yani yazmanın gerçekten teknik, demek ki, “öğretilebilir” yanı ile ilgilenirse. Örneğin şunlar, tek bir atölye sürecinde bana kalırsa, öğretilebilir değildir; birinin kelime dağarını değiştiremez ve geliştiremezsiniz, hayalgücüne bugünden yarına yatırım yapamazsınız, betimleme gücünü yaptırdığınız alıştırmalarla falan geliştiremezsiniz. Yazdıracağınız herhangi bir metinde düzelttiğiniz bütün öğeler, bir başka -yalnız başına yazılan metinde- geri dönecektir. O nedenle  atölyelerin hiçbirinde katılımcılara “hadi şimdi şunu yazalım” demiyorum ben. Yararsız olacağı ve vakit kaybına neden olacağı düşüncesiyle, işin zanaat yanıyla ilgilenmiyorum yani. Yazarlık ya da teknik okuma atölyeleri, en genelde bayıldığımız yazarların o yazdıklarını nasıl yazdıkları ile ilgileniyor. Hikâye ile olay dizisi arasındaki farka odaklanıyor, anlatıcı seslerle, anlatı zamanı ile, yapısal tekrarlarla bir öykünün içerdiği bütün unsurların nasıl olup da bir arada durabildiğine bakıyor. Benim de atölyeler sırasında keşfettiğim, bütün hikâye etmelerin (romanda, öyküde, tiyatroda ve sinemada) odağında duran “tekrar etme” fikrinin nasıl çalıştığını anlamaya çalışıyoruz birlikte. Çünkü şunu biliyoruz, bir şeyi anlatmanın yolu, onu ufak tefek değişikliklerle, metaforlar üreterek hep yeniden anlatmak, tekrar tekrar anlatmaktan geçer. Bu atölyelerde, yazınsal metinde bunun ne demek olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Neden sonuç ilişkisiyle ilerlemeyen hayata karşı, kurmacanın bu ilişkiyi nasıl ördüğüne odaklanıyoruz. Gündelik hayatımızda baş edemediğimiz, kontrol altında tutamadığımız zamanın, kurmacada nasıl efendisi olabildiğimiz fikriyle coşuyoruz. Evet, yazarlık atölyesi işe yarayabilir, sizin okurluğunuz ve yazarlığınızda, içeriğe değil de forma, biçime yönelmenizi sağladığı sürece.