Sahne direktifi: Oyuncunun tarih-i kadimi

Soruldu,

“kalu bela”

“evet dediler”  ve

bilmediler neye evet dediklerini

kimbilir neredeydi akılları

Rumi’nin dediği gibi.

Sahne gözü acıtmayacak kadar karanlıktır. Kişiliksiz değil de birine atfetmenin güç olduğu gayrişahsî bir ses; sahnenin “üzerine konuşur”

 

Biz seni bir kan pıhtısından yarattık. Demek ki “kan var bütün kelimelerin altında”

Ve bir düşünce tortusundan.

Andolsun ki, biz seni meşakkat içinde yarattık. Çok uzun yoldan getiriyorduk seni her sefer. Ta oradan buraya çağırıyorduk.

Sana konuşasın diye bir dil, anlatasın diye kelimeler verdik. Ardında durana, muhafaza etsin diye bir hafıza ve unutmaktan ve düşmekten menkul bir korku verdik. Nisyan ki sana nimet değil dehşettir.

Biz sana kımıldayan ve duran,  kabullenen ve inkâr eden bir beden verdik.

Ve biz sana bir yer verdik. Şüphesiz sen iskân edenlerin en hayırsızısın.

Ve biz sana bir başkasının kâbusunda uyurgezer ol dedik. Ol dedik. Oldun. Kanlı bir onaylamanın şafağında oldurduk seni. Sen o oldun.

Ve biz sana nurdan bir perde ihsan ettik. Alnına düşen güneşin altında kırpılmayan bir göz ol istedik. Baktığın yeri ıssızlaştıran bakışın. Bütün zamanların medusası. Görmelerin ve görülmelerin üstünden kayıp gittiği kayıt’sız bir ayna ol dedik.  Ol dedik. Oldun.

Sen o gözün görmediği ışık düşmez kuytulardaki kıyımlardan doğrulup kan damlayan ellerinle kirletme buraları diye esvaplar verdik, paçavralar dola dedik bedenine.

Ve biz sana, dilsiz ama gören bir hazırûn verdik,  korunaksız bedeninde yarasız iz’ler bıraksın diye iz’leyiciler verdik ve seninle seyr’etsin diye seyr’ciler. .

Doğrusu bize uymakla münkir oldun. Ödünç sözleri diline yazdın. Ödünç dilleri sözümüze yazmamız bundandır. Ve yapamayacağımız şeyleri söylememiz.

Bundandır.

Şüphesiz ki bu kesin olmayan bir gerçektir.

Oyuncu yerden biter.

 Canhıraş bir biçimde yürümeye çalışırken takip spotu birden onun ayağına bağlı şey’i fark eder.

Şey, oyuncu büyüklüğünde bir kukladır ve oyuncu onu güçlükle sürüklemektedir.

Takip spotu hep ama kuklayı izler. Sadece onu.

Oyuncu ayağına bağlı kuklasını belirgin bir enerji harcayarak savurur durur.

Kukla tedirgin edici bir biçimde savrulup dururken

 Işıklar… sanki ani bir kararla söner.

 

photo:http://www.rri.ro/en_gb/lightwave_theatre_a_visual_puppet_theatre_company-2528549

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir