Katılanlar Anlatsın!

Atölyelere katılıp görüş bildirmek isteyenler ve katılmak konusunda kararsız kalanlar için bu sayfa.

Aşağıdaki yorum bölümünü kullanabilirsiniz. Yaşadığı atölye deneyimini paylaşmak isteyenler (belki şunların da yanıtını içerecek) şekilde deneyimini not düşebilir.


Atölyeyi nasıl, nereden duydunuz?

Hangi tarihteki atölyeye katıldınız?

Daha önce herhangi bir yazarlık atölyesine katılmış mıydınız?

Atölye size ne kattı? (okurluk, seyircilik anlamında da)

Sizce atölye vaadini gerçekleştiriyor mu?Atölyeden aklınızda en çok ne kaldı? (yeni katılacaklara spoiler vermeyelim ama, ayıp olmasın :))

Tersine Mühendislik atölyesi sizi yazma fikrine yakınlaştırdı mı?

Düşüncelerinizi twitter’da paylaşmak isterseniz https://twitter.com/BelizGucbilmez sayfasındaki duyurulara da yorum olarak yazabilir ya da bambaşka yaratıcı yollar bulabilirsiniz. (Kendimi tutamayıp paylaşabilirim yorumlarınızı, “sakın ha, istemiyorum” diyorsanız, not düşünüz. :))

Ben tek tek hepinizle tanışmaktan çok memnun oldum.

Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.


Güldan Akınay dedi ki:
14.02.2018
Uzun yazmayı nasıl yapacağımı bilemedim. Ama yazamasanız bile, okuduklarınıza bakışınız değişiyor.Ve sevdiğiniz yazarları neden sevdiğinizi başka türlü değerlendiriyorsunuz .Yani kısaca okuma ufkunuz açılıyor yetmez mi.

Atölyeyi beraber atölyeye de geldiğim Nihal arkadaşımdan bir gün önce duymuştum. Hızlıca bir araştırma yaptım hem Beliz Hoca hem de atölye hakkında katılan başka bir arkadaşımla daha görüşüp bana faydalı olabileceğini düşünüp katılmaya karar verdim.

1 Kasım 2017’de başlayan haftaiçi akşam atölyesine katıldım.

Yazma yeteneğinin sonradan hele ki bir atölye vasıtasıyla edinilemeyeceğini düşündüğümden hem de cesaret edemediğimden daha önce herhangi bir yazarlık atölyesine katılmamıştım.

Atölye bana öyküdeki niyeti, tekrarları, kimin anlattığına daha da dikkat ederek okumak gerektiğini kattı diyebilirim kısaca, bir de Raymond Carver ile tanıştırıp sevdirdi diyebilirim.

Bence atölye vaadini ziyadesiyle gerçekleştiriyor, hatta ben bu kadarını beklemiyordum diyebilirim, o yüzden de devam yazma atölyesine de katılacağım.

Atölyeden aklımda en çok Carver’i sevmeyen arkadaşım kaldı ?

Tersine Mühendislik atölyesi beni zaten hali hazırda becermeye çalıştığım yazma fikrine daha da çok yakınlaştırdı, daha önce yazmaya çalıştıklarımı ve yeni yazacaklarımı farklı bir gözle değerlendirmemi sağladı.

Kesinlikle tavsiye ederim, gitmeyen yazma heveslisi pişman olur, demedi demeyin…

 

 

  1. Atölyeyi beraber atölyeye de geldiğim Nihal arkadaşımdan bir gün önce duymuştum. Hızlıca bir araştırma yaptım hem Beliz Hoca hem de atölye hakkında katılan başka bir arkadaşımla daha görüşüp bana faydalı olabileceğini düşünüp katılmaya karar verdim.

    1 Kasım 2017’de başlayan haftaiçi akşam atölyesine katıldım.

    Yazma yeteneğinin sonradan hele ki bir atölye vasıtasıyla edinilemeyeceğini düşündüğümden hem de cesaret edemediğimden daha önce herhangi bir yazarlık atölyesine katılmamıştım.

    Atölye bana öyküdeki niyeti, tekrarları, kimin anlattığına daha da dikkat ederek okumak gerektiğini kattı diyebilirim kısaca, bir de Raymond Carver ile tanıştırıp sevdirdi diyebilirim.

    Bence atölye vaadini ziyadesiyle gerçekleştiriyor, hatta ben bu kadarını beklemiyordum diyebilirim, o yüzden de devam yazma atölyesine de katılacağım.

    Atölyeden aklımda en çok Carver’i sevmeyen arkadaşım kaldı 🙂

    Tersine Mühendislik atölyesi beni zaten hali hazırda becermeye çalıştığım yazma fikrine daha da çok yakınlaştırdı, daha önce yazmaya çalıştıklarımı ve yeni yazacaklarımı farklı bir gözle değerlendirmemi sağladı.

    Kesinlikle tavsiye ederim, gitmeyen yazma heveslisi pişman olur, demedi demeyin…

  2. Yazarlık Atölyesi’ne biraraya getirilmiş kelimeleri okumayı seven, mühendislik eğitimi almış bir edebiyat sever olarak başladım. Altı hafta süren atölyeye kadar yazarlığın ve duyguları aktarmanın bir tekniği olabileceğini düşünmemiştim. Hatta bir tekniğin olmasının duyguların kuvvetini ve etkilerini azaltacağına dair önyargılarım da vardı. Ta ki atölye sonunda yazmış olduğum uzun öykü Beliz hocanın sesinde can bulana kadar. Atölyede yazarlık için önerilen teknik -aslında çok da mühendisçe bir yaklaşımla- yaratıcılığın girdaplarında kaybolmanızı önlüyor. Yazdıklarınızın ilk okuru olarak, henüz yazım aşmasında eleştirel bir gözle size sinyaller gönderiyor ve sizi müstakbel okurlarınızın olası eleştirilerinden koruyor.
    Özetle Yazarlık Atölyesi size kendinizi geliştirebileceğiniz, kullanışlı bir alet çantası sağlıyor. Bu alet çantası, başkalarının hayatlarına sızacağınız, kelimelerden kuracağınız dünyalardaki en büyük yardımcınız olacak.

  3. Atölye’yi, İstanbul’da yaşadığım için biraz dolaylı yollardan buldum. Geçen sene, 2017 Haziran başı gibi, Ankara’da yaşayan bir arkadaşım Apaçi Gızlar tiyatro oyununun İstanbul’a geldiğini ve kaçırmamam gerektiğini söyledi. Ben de sözünü dinledim. İyi ki de dinlemişim. O kadar beğendim ki internette araştırmalara girdim, yazarı kimdir, oyuncular kimdir, profesyonel midirler, nasıl bu kadar doğal olabiliyorlar vs… Karşıma Ankara Dil Tarih Coğrafya’nın Tiyatro Bölümü çıktı. Her bulduğum ismin Facebook sayfasına girerek stalkerlık yapmaya başladığımda İstanbullulara Beliz Güçbilmez hocanın Tersine Mühendislik isimli kurgu atölyesinin Temmuz ayında İstanbul’a geleceğini müjdeleyen bir gönderi buldum. Çok meraklandım. Araştırdım o çok beğendiğim oyunun emektarlarının mezun olduğu fakültede 20 yılı aşkın bir süredir, son khk’lere kadar, yaratıcı drama yazarlığı dersleri verdiğini öğrendim. O zaman zihnimde bir ışık yandı, oradaki cevherin bir kısmı bana da geçebilir hissettim. Fakat yine de güvenemedim. Neden derseniz herkesi dinleyebilecek yapıya/bünyeye sahip değilim, isterse en dünyanın bir numaralı bilgini olsun. Zihnim çabucak kendi hülyalarıma dalar gider, uzun zaman odaklanma sorunumun olduğuna inanmışımdır. Dolayısıyla Beliz Güçbilmez ismini gugıllayıp durdum, YouTube sitesinde yaklaşık iki saatlik Kocaeli Kültür Kollektifi Derneği Panel Dizisi: Beckett ve Godot’yu Beklerken isimli videoyu buldum. Seyretmeye başladım ve o süre boyunca yerimden kımıldamadan bilgisayar ekranına çakılı kaldım. Sonra da hemen Beliz hocaya kaydımı yaptırdığımı bildiren mail attım. Ayrıca Beckett en sevdiğim yazarlardan biridir. Bu arada Temmuz ayını İstanbul’da geçirmek işkencedir bilmeyenlere parantez açayım, haftada iki gün atölye yaptık, o 3 haftanın nasıl geçtiğini anlamadım bile… Ayrıca dikkat/odaklanma eksikliğimin olmadığı da kanıtlanmış oldu.

    Bana kattıklarına gelince aslında çok fazla nokta var ama benim için önem arz edenleri sıralayacağım:
    1. Yazmaya çalıştığım, yazdıklarımdan bir türlü emin olamadığım, hep bir şeylerin eksikliğini hissettiğim, ne olduğunu bulamadığım öykü ve romanlara bütüncül ve yapısal bir bakış açısı geliştirdim.
    2. Derinlikli karakter, tema, olay örgüsü, öykünün yapısı, biçimi, romanda zaman, bağlam, mekan, konu, anlatıcı seçimi gibi bir takım çok iyi bildiğimi sandığım kavramları gerçekte çok da fazla hazmedip anlamamış olduğumu fark ettim. Bu da büyük bir ferahlama ve kendine güven sağladı.
    3. Okuduğum metnin konusuna kapılıp gitmeden sevdiğim yazar neyi nasıl yapmış diye görebilmeyi, gerçek bir yaratıcı okuma yapabilmeyi öğrendim ki bunun sağladığı avantaj hem büyük hem de keyifli. Bilmece çözmek gibi bir şey. Çözdükçe daha da çözesim geliyor, maalesef bazı yazarlar çok usta ser veriyor sır vermiyor, çok uğraştırıyor. Yalnız yeni tanıştığım bir yazara daha ilk satırlardan hayran kaldıysam kendimi kaptırıp koyverdiğim de oluyor. Ne olsa kronik okuyucuyum.
    4. Metafor kullanma/ okuduğum metindeki metaforları bulma kapasitem üzerine hem mikro (cümle/kelime) hem makro (metnin bütünü) bazda anlayış geliştirdim. Okumak, yazmak daha da keyifli hale geldi.
    5. Beliz hocayı ve kitaplarını yakından tanıdım. Ekim ayında İstanbul’a tekrar geldiğinde tekrar yazıldım. Bir daha dinledim. Bir daha gelse diye yol gözlüyorum.
    6. Raymond Carver’ı zaten çok severdim ama değerini iyice idrak ettim ve daha da fazla takdir ettim.

    Benden bu kadar. Tereddütte kalmaya gerek yok, yazın yazmayın önemli değil kitap seven herkese tavsiye ederim.

    İyi ki arkadaşım Apaçi Gızlar’ı tavsiye etmiş, iyi ki sözünü dinleyip gitmişim, iyi ki meraklı bir karaktere sahibim de salondan çıktıktan sonra olayı orada bırakıp gitmemiş, kurcalayıp deşmişim diyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir